Sanat Akımları
Yazan: ekaraot Ekim 25, 2006
Art Nouveau
Art Nouveau zarif dekoratif süslemelerin ön plana çıktığı, kıvrımların ve bitkisel desenlerin sıklıkla kullanıldığı bir sanat akımıdır.Köklerinin Britanya merkezli Arts&Crafts hareketine dek gittiği söylenebilir. Avrupa ve Amerika’yı etkilemiştir.
19.YY sonu ve 20. YY başında etkili olmuş bu akım ülkemizde 1900 Sanatı ya da Yeni Sanat adlarıyla anılmakla birlikte birçok Avrupa ülkesinde bölgesel olarak değişik adlarla anılmış , adlara uygun olarak ta uygulamaların niteliklerinde değişiklikler görülmüştür.
Modern Style, Yellow Book Style, Fin de Siecle Style, Jügenstil, Secession Stil bölgesel olarak kullanılan adlara örnektir. Stilin ilk aşamalarındaki mimarlıkta aşamalar daha belirgindir; kullanılan abartılı barok stili benzeri dekoratif bezeme ve süslemeler sebebiyle Floral Style, Style Coup De Fouet(Kamçı Vuruşu Stili) ve Style Angouille(Yılanbalığı Stili) olarak da anılmıştır.
Ortaçağ gotik sanatını savunan İngiliz estetikçi ve tarihçi John Ruskin’den etkilenen; Praeraphaelit grubu üyesi William Morris, mutlulugun el emeğiyle elde edilebileceği, işçi kesiminin yasama sevincine bu tür çalışma ile ulaşabileceği inancındaydı . İnsan ile maddenin arasına giren makinenin , dolayısıyla endüstriyel gelişimin güzelliği yok ettiği görüşündeydi.Yalnız ve yalnız insan elinin maddeye can verebileceği , ortaçağ sanatçılarının eserlerinin mükemmelliğinden aldıkları zevkle özgür ve mutlu olduklarını savunuyordu.
Sosyalist fikirlere sahip W. Morris, sanatı ,el emeği niteliğiyle geniş halk topluluklarına mal etmek suretiyle demokratlaştırmak istemiş,sanat kurumları açmış ayrıca imal ve satışın bir arada gerçekleştiği atölye-mağazası Morris Company’i açmıştır(günümüz meslek okulları niteliğinde).
Doğruluğu tartışıladursun W.Morris’in bakış açısı birçok sanatçı tarafından benimsenmiş,desteklenmiş ;bu yolla el sanatlarına dayalı bir sanat akımı oluşmuştur.Endüstriyel gelişmelerle ev yapımı ürünlerin pahalı kalmasıyla fakir işçi kesim yerine zengin koleksiyonculardan rağbet görmüştür.Kısaca endüstriye yenilmiştir.
Art Nouveau ismi 1896 yılında Paris’te açılmış olan ,dekoratif mobilya ve aksesuar satan bir mağazadan gelmektedir.Devlet salonuna kabul edilmeyen sanatçıların da bu tur eşyaların alım satımıyla ilgilenmeye başlamasıyla akım güçlenmiş ve anti akademik bir nitelik kazanmıştır.
Art Nouveau zamanla klasizmi reddetmiştir. Bu toplumsal değişimi de yansıtan bir durumdur. Darwin sonrası bir toplumda, Tanrının varlığının ancak sorgulanabildiği bir zamanda, insan ruhunun karanlık yanları ortaya çıkmaya başlamıştı. ”Fin de siecle” yani “yüzyılın sonu” sanatçıları ve yazarları sis ve loşluğu parlak gün ışığına yeğlerler. Paris gece hayatından,dansçılar ve hayat kadınlarından ilham alan grafik çalımsalar,mimaride Victor Horta’nın Loie Fuller’e tasarladığı tiyatro binası bunu kanıtlar niteliktedir.
Klasizme sırtını dönen Art Nouveau sanatçıları ilhamı öncelikle doğada aramışlardır.Bitkisel motifler,kadın figürleri kıvrılan bükülen çizgiler akımın etkilediği her alanda kullanıldı.Bitkileri ve hayvanları düzenli kompozisyonlarda statik bir formda kullanan eskilerin aksine doğanın dinamik kuvvetleri dile getirilmeye çalışılmıştır.
Demirin yapı malzemesi olarak kullanılması (1889 Paris Fuarı için yaptırılan Eiffel Kulesi) mimari için önemli bir devrim hareketi olmuştur. Demir; metro girişlerinde, yapıların değişik bölümlerinde, günlük yaşam araç ve objelerindehem fonksiyonel hem de süs olarak (fer forge) değerlendirilmiştir.
Demirin kullanımının yanı sıra Art Nouveau’nun karakteristikleri : camın (vitray) yoğun kullanımı bunun bir sonucu olarak ışık ve aydınlatma çözümleridir. Aydınlatmanın önem kazanmasıyla cam pencerelerle aydınlatılan(misterious light) merdiven yada hollerin merkez olarak yerleştirildigi yeni bir plan düzenine gidilmiştir.
Art Nouveau mimarlık sanatı 3 aşamada incelenebilir:
1896-1900yılları arasında başka stillerin yansımalarının net olarak görüldüğü bu dönemde Neo-Barok denilebilecek motifler ve bitkisel bezemeler ön plandadır.
“Gotik’i taklit ya da tekrar etmemeli sadece (ona) devam etmeliyiz” diyen Anton Gaudi yapıtlarında renkli yüzeyler, dalgalı formlar bol dekorasyon ve organik motifler kullanarak bu akımın ilk örneklerini yaratmıştır. Gotik mimari ve Catalan mimarisinin bir sentezi de sayılan yapıtların her yerinde süsleme öğeleri olarak bükük, kıvrık çizgili hacimler kullanılmıştır.
1905-1914 yılları arası geçiş aşamasıdır.Bu dönemde dekoratif süsler sadeleşmiş ,çizgiler stilize edilmiş,eğri çizgiler çokgen ve küpler oluşturmaya başlamıştır.
1925’te uluslararası stil uygulamaya geçmiş; eğriler-geometrik figürler, yoğun dekor-sistematik sadelik, fantezi-fonksiyon paralellikleri vardır.
Art Nouveau’nun el sanatlarını yayma ilkesi 20 y.y.da endüstriyel tasarım ekonomik ilkesini oluşturmuş ,el sanatlarının fonksiyonel olması gerekliliği vurgulanmıştır.Mimarlıkta da form fonksiyonu izler. Style Internationale aynı zamanda kübik hacimler oluşturur,düz yüzeyler teras nitelikli katlar bu formları tamamlar; yalınlaşan tasarımda yüzeyler dik açılarla birleşir.Bu mimari stilinin tanınmış temsilcileri arasında Le Corbusier,Walter Gropius,Mies Van Der Rohe, Avlar Aalto sayılabilir.
Ashcan Ekolü
New York’lu 20.yüzyıl başında aktif bir realist sanatçı grubu. Akademi tarafından kabul gören konuları reddetmiş; hayatın (ve şehir hayatının) tekdüze hatta bazen rahatsız edici ve çirkin yanlarına yoğunlaşmışlardır.
Barbizon Ekolü
Barbizon ekolü, 19. yüzyılda Fransız bir ressam grubu tarafından uygulanan manzara resmi tarzını tanımlamak için kullanılır. Daha önceki idealize manzara resmi reddedilmiş, çoğunlukla açık havada doğrudan gözlem yoluyla daha serbest ve gerçekçi eserler meydana getirilmiştir.
Barok
Avrupa’da yaygınlaşan Barok sanatta bir anlatım biçimidir. Aslında başlangıcı ve bitişi için kesin bir tarih verilemez ama 16. ve 18. yüzyılları arasında oluşup şeklini almış bir dönemdir. Mimarlık, müzik, resim ve heykelin etkileyici temalar altında birleştirilmesi amacını güder. Abartılı hareket duygusu ve net gözüken detayları ile dönemin müzik ve edebiyatında da kendini gösterir. Yoğun bir etki bırakan bu anlatım biçimi kendi alanında fazla eser verildiğinden bir dönem adı olarak anılmaya başlanmıştır. 1600′lerde Roma’da kilise etkisinde doğmuşsa da tüm Avrupa’ya yayılmıştır.
Mimaride Mimar Louis Le Vau ve bahçeci Andre Le Notre tarafından yapılan Versailles Sarayı , Barok Mimarisinin en tipik örneklerindendir. Bunun yanında resimde Caravaggio, Rembrandt, Rubens, Vermeer; heykelde Gianlorenzo Bernini; müzikte Johan Sebastian Bach, Antonio Vivaldi, L’Estro Armonico, Domenico Scarlatti, Georg Friedrich Handel, Georg Philipp Telemann Barok tarzında eser vermiş kişilere örnek teşkil edebilir.
Dışavurumculuk
Doğanın olduğu gibi temsili yerine duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyıl Avrupa sanat akımı. Bozunmuş çizgi ve şekiller, abartı renkleri ile duygusal bir iz bırakmayı hedefler. V,ncent van Gogh bu hareketin öncüsü kabul edilir.
Erotik Edebiyat
Erotik edebiyat, birey ya da topluluk olarak insanın erotik yaşamını gözlemci, itirafçı, eleştirel, dadaist ve benzeri şekillerde ortaya koyan edebiyat türüdür. İlk ve en başarılı örneklerini Pierre Louys, Sappho, Marquis de Sade gibi isimler vermiştir.
Fransız edebiyatında asıl yerini bulan bu tür, Geç Amerikan döneminde de büyük ilgi görmüştür. Dünya genelinde, bu türdeki eserlerin büyük çoğunluğu başta sansürlemeye, yasaklamaya uğramıştır.
Fotorealizm
Fotorealizm, fotoğraf, özelliklerinin ve kalitesinin resmedildiği, 1960 ve 1970′lerde yaygın bir akımdır.
Happening
Happening, teyatral doğası olup senaryo dahilinde olmadan, doğaçlama yoluyla yapılan bir çeşit sanatsal etkinliktir. Terim olarak ilk defa Allan Kaprow’un “6 Bölümlük 18 Happening” (18 Happenings in 6 Parts) isimli eserinde kullanılmış ve yaygınlaşmıştır. Slayt gösterileri, dans, koku ve tad gibi hislere hitap eden etkinliklerin sahnelenmesi ve tecrübe edilmesi ön plana çıkar. Birçok örneğinde izleyici katılımı önemlidir ve ortaya çıkan estetik etki, tecrübe edilen etkinliklerin bileşimidir.
Claes Oldenburg’un “Dükkan” (Store) (1961), “Oto-bedenler” (Autobodies) (1963), ve “Yıkamalar” (Washes) (1965); Robert Rauschenberg’ün “Harita Odası II” (Map Room II) (1965); Robert Whitman’ın “Amerikan Ayı” (The American Moon) (1960); and Kaprow’un “Çağrı” (Calling) (1965) isimli eserleri önemli happening’ler arasında sayılabilir.
Minimalizm
Minimalizm, modern sanat ve müzikte, kökeni 1960′lara giden, sadelik ve nesnelliği ön plana çıkaran bir akımdır. ABC sanatı, minimal sanat gibi tabirlerle de anılır.
Görsel Sanatlarda Minimalizm
Soyut dışavurumculuğun biçime ve duyguya verdiği aşırı öneme karşı bir tepki olarak, nesnenin nesne olma özelliğine dikkat çekmek ve ifade, tarihsel, sembolik anlamlarını minimuma indirmek amacıyla hareket eden minimalist sanatçılar, nesnelere ve nesnelliğe olan bu ilgi nedeniyle genellikle heykel üzerinde yoğunlaşmışlardır. Bu alandaki önemli isimler arasında Carl Andre, Sol LeWitt, Robert Morris, Richard Serra, Donald Judd, Dan Flavin sayılabilir. Süreç Sanatı, arazi sanatı, performans sanatı ve enstalasyon sanatı minimalizmden etkilenerek ortaya çıkmıştır.
Müzikte Minimalizm
Görsel sanatlara benzer şekilde, müzikte de minimalizm, biçimciliğe tepki olarak çıkmış, müzikteki duygusal sterilliği, entellektüel karmaşıklığı ve diğer biçimleri ortadan kaldırma amacı gütmüştür. Tarihi veya duygusal izlenimleri en aza indirgemek için melodi ve harmonide basitlik ön plana çıkarılır, tekrarlara önem verilir. Elektronik enstrümanların kullanımı da bu amaca uygun olduğundan yaygındır. Minimalist besteciler arasında Philip Glass, Steve Reich, Terry Riley, La Monte Young ve John Adams sayılabilir.
Modernizm
Kültürel anlamda modernizm, 19. yüzyılda geleneksel anlamdaki edebi, sanatsal, sosyal organizasyon ve gündelik yaşamın geçerliliğini yitirdiği fikriyle ortaya çıkmıştır.
Nevareln Diyor:
28 Feb 2007 2:01 pm e
Buyrun arkadaşlar kendi toparladığım bir döküman. Dilerim işinize yarar. Ekaraot istersen yazına ekleyebilirsin…
Realizm (Gerçekçilik)
Gerçekçilik (realizm), bir estetik ve edebi kavram olarak 19. yüzyıl ortalarında Fransa’da ortaya çıkmıştır. Nasıl ki romantizm klasizme bir başkaldırı niteliğinde ise gerçekçilik yani realizm, hem klasizme hem de romantizme bir başkaldırıdır. Amaç, sanatı klasik ve romantik akımların yapaylığından kurtarmak, çağdaş eserler üretmek ve konularını öncelikle yüksek sınıflar ve temalarla ilgili değil, toplumsal sınıflar ve temalar arasından seçmekti. Realizmin amacı, günlük yaşamın önyargısız, bilimsel bir tutumla incelenmesi ve edebi eserlerin bir bilim adamının klinik bulgularına benzer nesnel bir bakış açısıyla ortaya konmasıdır. Örneğin, realizmin iki güçlü temsilcisi Gustave Flaubert’in Madame Bovary adlı romanı ile Emile Zola’nın Nana adlı romanında cinsellik ve şiddet edebi bir mikroskop altında incelenerek olanca çıplaklığıyla ortaya konulmuştur. Realizm felsefesinin altında güçlü bir felsefi belirlenimcilik yatar. Fransız edebiyatında Flaubert ile Zola’nın yanısıra Honore de Balzac, Stendhal, Rusya’da Lev Tolstoy, İvan Sergeyeviç Turgenyev, Fyodor Dostoyevski, İngiltere’de Charles Dickens ve Anthony Trollope, Amerika’da Theodore Dreiser, İrlanda’da James Joyce realizmin önemli temsilcileridir. Realizm, 20. yüzyıl romanının gelişimini de önemli ölçüde etkilemiştir.
Empresyonizm (izlenimcilik)
Empresyonizm (izlenimcilik), 19. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkmış ve bütün sanat dallarını etkilemiştir bir akımdır. Özellikle doğadaki dış unsurların kişinin kendi içerisinde birtakım izlenim, duygusal iz bırakmasını savunan sanat ve edebiyat akımıdır. Bu akım içerisinde yer alan sanatçılar, doğayı, çevreyi olduğu gibi değil, dış unsurların görünüşünü değiştirmeden, kendi izlenimleri yardımıyla olmasını tasarladıkları bir biçimde yansıtmaya çalışmışlardır.
Resimde izlenimcilik, özellikle ışık ve renkten kaynaklanan görsel izlenimlerin tanımlanmasına adanmış olduğu söylenebilir. Bu akımı takip edenler tarafından, resmedilen nesne veya olaydan çok günün belirli bir zamanı, belirli bir ışıkta sanatçı üzerindeki izlenimlere önem verildi. Akımın öncüleri Claude Monet ve Camille Pissarro olarak kabul edilir. Onlara göre sanatçı doğrudan doğruya, gerçeği değil de gördüklerinin kendisinde uyandırdığı duygu ve düşünceleri esas almalıdır. Varlığın gerçekçiliği ve nesnelliği ikinci plana atılarak, kişisel yorum ön plana çıkarılmıştır. İzlenimcilikte, yorumlar ve izlenimler, sanatçıdan sanatçıya değişeceği ve her sanatçı, eserinde kendinde oluşan duyguyu ve izlenimi anlatacağı için, meydana getirilen edebî eser, yazarın veya şairin kişiliğine dair izler taşıyacaktır.
Post Empresyonizm (Ard izlenimcilik)
Ard İzlenimcilik, (Post empresyonizm), empresyonizm’e atıfta bulunan bir resim akımıdır.
Fransa’da, İzlenimciliğin kurallarına tepki olarak 19. yüzyılın sonlarına doğru doğdu. Ard İzlenimciliğin temsilcileri olan sanatçılar, sanat yaşamlarına izlenimcilikle başlamışlardır. Ancak bu izlenimcilik akımının kimi sınırlamalarını aşmak ve resimlerine kendi kişiselliklerini katmak istiyorlardı.
Zamanla kişisel anlatım resimlerine yansıdı. İzlenimciliğin canlı ve parlak renkleri yanında, gelenekselin dışına çıkan konu anlayışı da bu sanatçıları etkilemeyi sürdürdü.
Ard İzlenimcilik daha sonra yerini Fovizm ve Kübizm’e bırakarak bu yeni akımlara da öncülük etmiştir.
Fovizm
Fovizm (Fauvism) 1898-1908 yılları arasında Henri Matisse tarafından Fransa’da geliştirilen bir sanat akımıdır. En önemli özelliği, tüpten çıkmış gibi çiğ .şöölmç çömçömlö. mnlm gelenler daha önce hiç karşılaşmadıkları bir anlatımla karşılaşmışlardır. Tuval üzerine sürülmüş dogrudan renkler, bozuk perspektif gelenleri şaşırtmıştır. Sergide bulunan bir eleştirmen bu gruba fauve (vahşi hayvan) adını takmıştır. Akım adını buradan alır.
Ekspresyonizm (Dışavurumculuk)
Dışavurumculuk (Ekspresyonizm), doğanın olduğu gibi temsili yerine duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyıl Avrupa sanat akımıdır. Bozulmuş çizgi ve şekiller, abartı renkleri ile duygusal bir iz bırakmayı hedefler. Vincent van Gogh bu hareketin öncüsü kabul edilir.
Ekspresyonist bir sanat eserini yorumlarken çizgilerin, renklerin kullanımına dikkat edilmelidir. Sivri keskin çizgiler, kırmızı ve tonları öfkeyi ön plana çıkarırken, dairesel oluşumlar, mavi ve tonları daha çok sakinliği vurgular.
Fütürizm
1910 yılından itibaren İtalyan ressamları, Carlo Carrà, Boccioni, Luigi Russolo ve sonra da Giacomo Balla, Gino Severini, Milano’da Marinetti ile buluşarak, XVIII. yüzyıldan o güne kadara durgunluk içinde bulunan İtalyan sanatının durumunu inceledikten sonra onu daha dinamik bir akım yoluyla canlandırmak ve bu suretle batı dünyası içinde kaybetmiş olduğu sanat ve fikir itibarını çağdaş espriye ulaştırmak suretiyle yeniden kazandırmak yolundaki düşüncelerini “Fütürist ressamlar” bildirisiyle genç sanatçılara duyurmayı kararlaştırmışlardır (1910) Fütürist Akım, İtalya’da gürültülü gösterişlere yol açarken fütürist bir sergi de Bernheim - Juenes galerisinde (Paris) açılmıştır(1912). Fütüristler çok statik buldukları kübizme karşı kendi adı altında ebedileşen dinamik duyguyu yeniden araştırmışlardır. Fransız şair ve tenkitçisi Apollinaire, kısa bir zaman fütüristlerle birleşmiş ve bütün ileri akımların bu ad altında birleştirilmesini teklif etmişse de, Marinetti tarafından reddedilmiştir.
Fütürizmin doğuşu, kübizmin yayılmaya başladığı yıllara rastlar. Fütüristler, kübistlerin araştırmalarından faydalanmakla birlikte, resim alanında yeni buluşlara gitmişler ve dikkate değer eserler arasında o zaman başlıca fütürist ressamlar tarafından yapılmış eşzamanlık anlayışı içinde kübist tarza giden kompozisyonlar yer almıştır. Boccioni’nin “Elastiklik”, Severini’nin “Uzayda Küre Şeklinde Genişleme” tabloları bunlar arasındadır. Dünden esaslı surette ayrılmış, bugünü geçerek geleceği, onun dinamik varlığına ulaşmayı amaç edinmiş olan Fütürizm, plastik durgunluktan (statik teknik) bir başka duruma geçişi (dinamik teknik) sembolleştirmiştir. Çoğunlukla hareketli konular seçilmiş, dansözler, karnaval sahneleri, fabrika, motor, son hızla giden otomobil, uçak, mekanik araçlar gibi boşluk içinde yer değiştiren, değişen temalar üstün tutulmuştur. 1914 - 1918 Dünya Harbi ile Fütürizm hızını kaybetmiş, fakat Marinetti prensiplerinden geri dönmemiştir.
Kübizm
Kübizm, 20. yüzyıl başındaki temsile dayalı sanat anlayışından saparak devrim yapan Fransız sanat akımıdır. Pablo Picasso ve Georges Braque, nesne yüzeylerinin ardına bakarak konuyu aynı anda değişik açılardan sunabilecek geometrik şekilleri vurgulamışlardır.
Kübizm adı, Georges Braque’ın bir tablosunu gören Matisse’in bu tablo için «küçük küpler» sözünü kullanmasıyla ortaya çıkmıştır. Bir yanılgı sonucu yeni resme uygulanan bu deyim, Picasso ve Georges Braque’ın o tarihlerde birbirine pek benzeyen ilk kübist eserleri konusunda bir fikir verebilir. Her ikisi de hacimlerin iç içe geçtiği portreler, manzaralar, natürmortlar çizmekteydi. Onlar iki boyutlu (en ve boy) olan tuvalin yüzüne doğada üç boyutlu (en, boy, derinlik) olan nesneleri çizebilmenin çarelerini araştırıyorlardı. Bu, yeni bir sorun değildi; bütün resim sanatının sorunuydu; ama o zamana kadar, derinlik izlenimi perspektif aracılığıyla verilebiliyordu. Picasso ile Braque, her şeyden önce bir tablonun ne olduğunu unutturan bu çözüm yolunu bir yana bıraktılar: tablo, aslında dümdüz bir yüzeydir. Braque ile Picasso, biçimleri tuvalin üzerine kademeli sıralayarak üst üste yerleştirdiler. Zaten onların niyeti, gerçeği gördüğümüz gibi değil, olduğu gibi göstermekti: yerimizi değiştirmeden bir nesneye baktığımız zaman onun sadece bir kısmını, bir köşesini veya bir yüzünü görürüz. Kübistler ise nesneleri, sanki çevresinde dolaşıyorlarmış gibi, birkaç bakış açısından, cepheden, yandan, üstten, alttan bakarak aynı imge üzerinde göstereceklerdir. Aynı şekilde, bir yüzü hem yandan, hem de iki gözü görülecek biçimde (karmaşık görüntü) vereceklerdir. 1911′e doğru Braque ve Picasso için, nesneleri kat kat açıp saydam küçük yüzeylere bölmek, kenar çizgilerini kırmak, gerçek bir oyun haline geldi; o kadar ki, neyin resmini yaptıklarını anlamak giderek zorlaştı. İki ressam o sıralarda Avrupa’nın başka merkezlerinde doğmakta olan soyut sanata çok yaklaşmış bulunuyordu.
Dadaizm
Dada, Dadaizm veya Dadacılık 1. Dünya Savaşı yıllarında başlamış kültürel ve sanatsal bir akımdır. Dada Dünya Savaşının barbarlığına, sanat alanındaki ve gündelik hayattaki entelektüel katılığa bir protesto olmuştur. Mantıksızlık ve varolan sanatsal düzenlerin reddedilmesi Dada’nın ana karakteridir. Jean Arp, Richard Hülsenbeck, Tristan Tzara, Marcel Janco ve Emmy Hennings’in aralarında bulunduğu bir grup genç sanatçı ve savaş karşıtı 1916 yılında Zürih’te Hugo Ball’in açtığı cafe’de toplandı. Bildirisi de burada açıklandı. Dada isminin nereden geldiği konusunda kesin bilgi olmamakla beraber Fransızca’da oyuncak tahta at anlamına gelen “Dada” bu kişilerin yarattığı edebi akımın ismi olarak seçildiği yönünde bir görüş vardır. Bu akım, dünyanın, insanların yıkılışından umutsuzluğa düşmüş, hiçbir şeyin sağlam ve sürekli olduğuna inanmayan bir felsefi yapıdan etkilenir. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen boğuntu ve dengesizliğin akımıdır. Dada’cı yazarlar, kamuoyunu şaşkınlığa düşürmek ve sarsmak istiyorlardı. Yapıtlarında alışılmış estetikçiliğe karşı çıkıyor, burjuva değerlerinin tiksinçliğini vurguluyorlardı. Toplumda yerleşmiş anlam ve düzen kavramlarına karşı çıkarak dil ve biçimde yeni deneylere giriştiler. Çıkardıkları çok sayıda derginin içinde en önemlisi 1919-1924 arasında yayınlanan ve Andre Breton, Louis Aragon, Philippe Soupauld, Paul Eluard ile Georges Ribemont-Dessaignes’in yazılarının yer aldığı Litterature’dü. Dadacılık 1922 sonrasında etkinliğini yitirmeye başladı. Dadacılar gerçeküstücülüğe (sürrealizm) yöneldi.
Sürrealizm (Gerçeküstücülük)
Avrupa’da birinci ve ikinci dünya savaşları arasında gelişmiştir. Temelini, akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadaistlerin eserlerinden alır. 1924’te “Manifeste du Surrealisme”i (Gerçeküstülük Bildirgesi) hazırlayan şair Andre Breton’a göre gerçeküstücülük, bilinç ile bilinç dışını birleştiren bir yoldur. Ve bu bütünleşme içinde hayali dünya ile gerçek yaşam “mutlak gerçek” yada “gerçeküstü” anlamda iç içe geçiyordu. Sigmund Freud’un kuramlarından etkilenen Breton için, bilinçdışılık düş gücünün temel kaynağı, deha ise bu bilinçdışı dünyasına girebilme yeteneği idi. Breton’un yanısıra Louis Aragon, Benjamen Peret, otomatik yazı yöntemleri üzerinde deneyler yaptılar. Kendi söylemleriyle, “gerçeküstü dünyanın düşsel imgelerini geliştirmeye” başladılar. Bu şairlerin dizelerindeki sözcükler, mantıksal bir sıra izlemek yerine bilinçdışı psikolojik süreçlerle bir araya geldiği için insanı irkiltiyordu. Gerçeküstücülük, yöntemli bir araştırma ile deneyi ön planda tutuyor, insanın kendi kendisini irdeleyip çözümlemesinde sanatın yol gösterici bir araç olduğunu vurguluyordu. 1925’ten sonra gerçeküstücüler dağılmaya, başka akımlara yönelmeye başladı. Ama resimden, sinemaya, tiyatroya kadar bir çok sanat dalını derinden etkiledi. Andre Breton’un yanısıra P. J. Jouve, Pierre Reverdy, Robert Desnos, Louis Aragon, Paul Eluard, Antonin Arnaud, Raymond Queneau, Philippe Soupault, Arthur Cravan, Rene Char gerçeküstücülük akımının önemli isimleridir.
Pop art
1950′lerde, özellikle ABD ve İngiltere’de soyut dışavurumculuğa tepki gösteren genç sanatçıların 1960′larda bir akım haline getirdikleri sanat türüdür. İngiltere ve ABD’de değişik koşullarda ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmıştır. Marcel Duchamp’ın 20. yüzyıl başında hazıryapım nesneleri bağlamları nedeniyle sanat eseri olarak sunmuş olması, pop sanatçılarının popüler kültür imgelerini benzer bir motivasyonla sunmalarında etkili olmuştur.
Romantizm
Edebi bir terim olarak Romantizm, XVIII. yüzyıl sonunda başlayan, duygu, coşku ve sembole aşırı yer veren sanat akımını ifade eder. Edebi akım olarak romantizm, 18. yüzyılın sonunda başlar ve 19. yüzyılın ortalarına kadar devam eder. Kendisinden önceki klasizme bir tepki olarak doğmuştur. Önce ön-romantizm dönemi denilen gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmelerin en önemlisi, halkın beğenisinin klasizmin görkemli, katı, soylu, idealize edilmiş ve yüce anlatım biçiminden, daha yalın ve içten ve doğal anlatım biçimlerine kaymış olmasıdır. Klasik Edebiyat akımına tepki olarak 18. yüzyılın sonlarında doğan ve Victor Hugo’yla birlikte büyük ün kazanan Romantizm, insanın yaratma özgürlüğü önündeki her şeye karşı durur. “En iyi kural, kuralsızlıktır” diyen romantikler, insanın duygularını, düş gücünü hayata geçirmesini ve insanı düzeltmenin toplumu düseltmekle olabileceğini savunurlar. Romantizm, doğduğu çağın akılcılığı ve maddeciliğine tepki olarak bireye, öznelliğe, akıl dışılığa, düş gücüne, kişiselliğe, kendiliğindenciliğe ve aşkınlığa, yani sınırları zorlayıp geçmeye önem verir. Tarihsel olarak bu dönemde gelişen orta soylu sınıfın, yani burjuvazinin duygu, düşünce ve yaşam tarzını ön plana çıkarır. Romantizm akımı değişik ülkelerde değişik biçimlerde ortaya çıkmış ve gelişmiştir. İngiliz edebiyatında daha çok şiirde kendini gösterir. İngiliz şiirinde kalın bir çizgide kendini gösteren romantizmin bu çizgideki ilk ismi William Wordsworth’tur. Tabiata karşı kutsal saygı düşüncesini benimser ve şiirlerinde doğayı yapmacıksız bir şekilde anlatır. Ayrıca Samuel Taylor Coleridge, Percy Bysshe Shelley ve John Keats da bu çizgide yer alır. Çizginin en kalın yerinde ise Lord Byron bulunur. Alman edebiyatında 18. yüzyılın ikinci yarısında “coşkuculuk” hareketiyle birlikte gelişir. Bu hareketin öncüleri Klopstock ve Herder romantizmin müjdesini verir. Ancak, Alman edebiyatında romantizme giden kapıyı dünya edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan Johann Wolfgang Goethe açmıştır.”Genç Werther’in Acıları” romanında Goethe döneminin acılarını duygusal bir dille anlatmıştır. “Wilhelm Miester” ve “Wilhelm Miester’in Seyahat Yılları” adlı eserlerinde toplumun yeniden düzenlenmesi sorununa dokunur. Ama onun en büyük eseri “Faust”tur. Goethe’nin açtığı yoldan ilerleyen Friedrich von Schiller ise yapıtlarında özgürlük, isyan, doğa, ihtilal gibi romantiklerin yaslandığı temel kavramları yadsımadan, tarih olgusunu zenginleştirmiştir. “Haydutlar”, “Hile ve Sevgi”, “Mary Stuart” ve “Wilhelm Tell” gibi yapıtlarında despot yönetime başkaldırma temalarını işleyen Schiller’in bu tarihi yönelimi, daha sonraki Alman romantiklerini de geliştirmiştir. Romantizmin Alman şiirindeki öncüsü ise Heinrich Heine’dir.
Klasizm
Edebiyatta eski Yunan ve Roma sanatını temel alan tarihselci yaklaşım ve estetik tutumdur. Yeniden doğuş diye adlandırılan Rönesans döneminde gelişmiştir. Bu akımın izleri bir önceki dönemde Rebelais ve Montaigne’de, hatta Aristoteles’tedir. Klasizmin temel öğeleri kendi içinde soyluluk, akılcılık, uyum, açıklık, sınırlılık, evrensellik, idealizm, denge, ölçülülük, güzellik, görkemliliktir. Yani bir eserin klasik sayılabilmesi için bu özellikleri barındırması gerekmektedir. Kısaca klasik bir eser, bir üslubun en yetkin ve en uyumlu ifadesini bulduğu eserdir. Klasizm temellerini Rönesans aristokrasisinden alır. Klasizm bir bakıma aristokrasinin akımıdır.






















Aralık 11, 2006 9:20 am
ya bu siteyi çok beyendim bende hemen üye olup çektiğim resimleri göndereceğim
Aralık 14, 2006 7:08 pm
İYİ GÜZEL OLMUŞ AMA İSTENİLEN ŞEYİ TAMAMİYLE VERMİYOR VE BEN SİZE SANAT AKIMLARINI SORDUM SİZ BANA BAŞKA BİR ŞEYDEN BASSEDİP DURMUŞSUNUZ BAKALIM BEN TAM BİLMİYORUM ÖĞRETMENİM GÖRÜNCE NELER DİYECEK ASIL YORUM O ZAMAN OLACAK AMA BİRAZ DAHA DÜZENLİ OLABİLİR
Aralık 25, 2006 8:20 pm
bence güzel bir site kakat tam açıklıyıcı olmamış yani siz buralara o ressamların yaptıkları resimleride koyabilirdiniz ama koymadınız yani size bir fikir bence bu yönlede yaklaşın sadece resim olmaz!!!! %daha dikkatli bir çalışma sergilemelisiniz%
Ocak 11, 2007 7:23 pm
çok güzel olmamış
Ocak 16, 2007 11:14 am
iğrençti ben
beğenmedim arkadaşların fikrine katılmıyom
Ocak 17, 2007 1:38 pm
bence aradığım şeyler yok çağdaş sanat akımarını arıyarum karşıma art nouveoaunun anlamı çıkıyor !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Ocak 17, 2007 6:26 pm
bakaalım ögretmen ne diyecekkkkkkkkkkk:S
Ocak 18, 2007 6:54 pm
yaa bu ne biçim site sizce bu kadar sanat akımımı var nerde sürrealizm, kübizm, dadaizm…… olmamış ve hiç kısa ve öz bilgi yog
Ocak 20, 2007 8:54 pm
bu ne biçim şey aradığım çıkmıyor
Ocak 20, 2007 8:54 pm
bu ne biçim şey aradığım çıkmıyor iğrenççççççççççç
Ocak 22, 2007 2:22 pm
allah ödevimi araştırıyorum ama çıkmıyor iğrenç bir sitee
Şubat 12, 2007 11:50 am
güselmiş ama daha detaylı olabilirdi
Şubat 12, 2007 11:51 am
güsel ama daha detaylı olabilirdi
Şubat 12, 2007 11:52 am
wegreswhrt
Şubat 12, 2007 3:11 pm
hiç güzel değil sanat akımını soruyorum burda ne çıkıyo sanat akımıyla alakası yok
Şubat 12, 2007 3:36 pm
bence gusel bı sıteye benzıoydu ama baktımm aradıgım hıc bıseyı bulamadımm sadece fotolar gusel
Şubat 13, 2007 1:31 pm
berbat
Şubat 13, 2007 2:43 pm
sanat akımları soruyom siz lüzumsuz şeyler koyuyorsunuz be ödevimiz var heralde burda internetten hiç bir şey araştıramıcakmıyız be eeeeeeee rahat rahat
Şubat 13, 2007 3:59 pm
slm
Şubat 14, 2007 11:59 am
yani olmamış arkadsların dediği gibi resim öğretmenimiz bize sanat akımını arastırın dedi ama buradada bulamadık ne diyecek bir de cooookkkkkk sinirli bir kadın üffff!!!!!nerden bulucam?
Şubat 14, 2007 12:02 pm
yaa üff hakketen hiçbir alakası yok ben sant akımını istedim önüme sadece sanat akımı ile ilgili gecen cümleler geldi.üff birde sinirli kadın napcam ben?nerden bulcam?
Şubat 14, 2007 12:04 pm
yaprak sana katılıyorum bizede sanat akımını verdi hoca sen kacıncı sınıfsın?ben 7
Şubat 14, 2007 7:40 pm
sanat akımlarının ne olduğunu bileniniz warsa lütfen cvp yazsın öğretmen ödv werdi ne olduğuğnu bilmiyorum ama aradığımın bu olmadığınıda biliom
Şubat 14, 2007 8:19 pm
dehşettt
Şubat 15, 2007 1:08 pm
dost sana katılıyorum öğretmen ödev verdi acil bulmam lazım ama bunlar işime yaramaz!!!sanat akımlarının ne olduğunu bilenler lütfen nerde bulabileceğimi söylesinler
Şubat 15, 2007 2:41 pm
bir sürü abuk subuk sey var
Şubat 16, 2007 7:24 pm
hiç güzel değil aradığım hiç bir şey yok çok ama çooooooooooooooooooooooooooooooook iğrenç
Şubat 16, 2007 7:40 pm
hakikaten çoookkkkkkk maannnyyyyyyyyak bişi miş bu abi yaaaaaaaa
Şubat 17, 2007 8:01 am
anladın sen onu
Şubat 17, 2007 10:15 am
ben de çok beğendim burdan biricik aşkıma selam
Şubat 17, 2007 5:13 pm
BANARÖNESANS DÖNEMİNDE YAPILAN RESİMLER WEDE RESTAMCILARI LAZIM LÜTFEN
Şubat 18, 2007 6:23 am
aradığım bilgiyi buldum teşekkür ediyorum..
Şubat 18, 2007 10:53 am
Sanat Akımını araştırım dedim ama abuk sabuk birşey çıktı
Şubat 18, 2007 10:56 am
bildiğiniz başka site var mı sanat akımlarıyla ilgili bunu mutlaka bulmam lazım ödev hakkında herşeyi buldum en önemli kısmı bulamadım
Şubat 18, 2007 11:58 am
abi bu ne yaa herkese katılıyom tabi olumsuz eleştiri yapanlara resim hocası bi ödev werdi yapamıyoz yaaa!!.. tam gıcık maloz herifin teki mal celaaall e selamlar!!..
Şubat 18, 2007 12:00 pm
resim den başka birşeyler koysanız ii olur.. ben de 7 ye gidiyom..! benim gibi ödev arayanlara slmler!!..
Şubat 18, 2007 1:02 pm
çok güzel olmamış ama işimizede yarar hiç yoktan
Şubat 18, 2007 3:13 pm
galiba burda sanat akımını arayan herkes 7 ye gidio bende 7 ci sınıfım bulan olursa linki buraya koysun lütfen ama bugun olsa sevinirim ödevi yarın vermek zorundayım
Şubat 18, 2007 5:07 pm
+o( bu neya tek kelmeyle iğrenç kubizmmi ble aradımm bulamadımm
Şubat 18, 2007 6:32 pm
aga süper olmus elinize saglik
Şubat 19, 2007 8:46 am
evet galiba bu siteye giren herkez 7 ye gidiyor sanırım ben aradığım hiç bişeyi bulamadım öğretmenimiz ödev verdi perşembe gününe kadar şans verdi lütfen sanat akımını bulanlar haber versin bu siteye biraz işe yarayan şeyler koyun dimi ama…………………
Şubat 19, 2007 8:52 am
BENCE HİÇ Mİ HİÇ GZL OLMAMIŞ…çünkü resim yok….hep yazı war..resim olmalıki o sayfa renklensin..resim konulsa çok daha başarılı olurdu…..!!!!
Şubat 19, 2007 11:11 am
ama sanat akımlarının hepsini yazmamışlar ben başka sitelerde hepsini bulabiliyorum şahsi fikrim
Şubat 19, 2007 11:13 am
ben 6 ya gidiyorum ama öğretmen de bize sanat akımlarını verdi
Şubat 19, 2007 11:14 am
begendim aradığım ödevi buldum.
teşekkür edrim…
Şubat 19, 2007 1:10 pm
ben almanyadan ayrıyorum. bana ogretmen dedi.. ama yog .. bide turkce anlamıyom .. fazla lütfen almanca yazin…PLEASE
Şubat 19, 2007 1:16 pm
BENDE YUTDIŞINDA YASIYORUM.MİRKELANJ HAYATINI İSTİYOM. AMA LÜTFEN FRANSIZCA OLSUN.TUANA ARKADAŞIMIZ GÜZEL DEMİS. ARTIK TURK SITELER YURTDIŞINDA YAŞAYAN GURBETÇİLERE GÖRE OLSUN.
Şubat 19, 2007 2:08 pm
resim hocamızın verdiği bu ödev acayip canımızı sıktı.bu konuyla ilggili bir bilginiz varsa lütfen link’i buraya koyun.bu ödevi veren hocanın allah belasını versin.
Şubat 19, 2007 3:14 pm
bu benim ödevim ne diyosunuz
Şubat 19, 2007 4:00 pm
iğrenç ötesi bir yazı bi kere sanat
Şubat 19, 2007 4:01 pm
sanat akımının anlamı dışında herşey yazılmış
Şubat 19, 2007 4:06 pm
canım cok başarılısınız ama bu kadar uzun yazmayın
Şubat 19, 2007 4:17 pm
cocuklar bende fazla bişey bulamadım ama bunlar biraz işinize yarar sanırım……………….NATURALİST USLUP..EMPRESYONİST USLUP..AKIMLAR=DIŞAVURUMCULUK..KUBİZM..DOĞALCILK..İZLENİMCİLİK..SENTETİK KUBİZM..NEOPLASTİSİZM..KONSTRÜKTİVİZM..SÜPREMATİZM….SANATCI AKIMLARINA ÖRNEK OLAN RESSAMLAR…ZEKİ KOCAMAN..ALİ ÇELEBİ..CEMAL TOLLU..REFİK EKİPMAN..MUHUTTİN SEBATİ..HALE ASAF FERHAT ABİNİZDEN SİZE Bİ KIYAK OLSUN BU YOLLARDAN BİZDE GEÇTİ HADİ KOLAY GELSİN
Şubat 19, 2007 6:10 pm
ben almanyadan yonca.ben bu siteyi begendim ama almanca olsun.bazı yerleri. bütün franfurtdakilare selamlar
birde tomas ı seviyom…
Şubat 19, 2007 6:12 pm
ya şuraya ödev için sanat akımlarıyla ilgili kısa ve öz bi yazı yazarmısnız rica etsem ödev de…
Şubat 19, 2007 6:14 pm
ya şuraya kısa ve öz sanat akımlarıyla ilgili bişiy yazarmısınız aradıım ödevi bulamadımm…. llüütfen
Şubat 19, 2007 7:09 pm
ya allah aşkına düzgünce anlatın hoca ödev verdi zaten offffff bulamıyommm
Şubat 20, 2007 1:27 pm
ÇOK İĞRENÇ BİR SİTE HİÇ BİRŞEY YOK ARANILAN KONU BULUNMUYOR TEK KELİMEYLE İĞREEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEENÇ
Şubat 20, 2007 2:37 pm
iğrenç bir site öğretmenim bu ödevi görünce çok kızdı bu sitenin suçu ben çağdaş akınları arıyorum siz bana art nouveoaunun yaptığı şeyleri yazıyorsunuz
Şubat 20, 2007 5:42 pm
güzel bir site beyendim…
Şubat 20, 2007 5:45 pm
alllllllllllllllllll
Şubat 20, 2007 5:46 pm
ödevimi bulamadım sanat akımlarıyla bilgi versenize
Şubat 20, 2007 6:22 pm
ya ben sanat akımları dedim siz bana ne verdiniz açıkçası çok saçma.ya hoca ne diyecek onu mrk. ediyorum benden tavsiye bir daha alakasız şeyleri buraya koymayın
Şubat 20, 2007 6:22 pm
hiç güzel bir site değil çünkü sanat akımıyla ilgili hiçbirşey YOKKKKKKKK
Şubat 20, 2007 6:24 pm
kafayı yiyecemmmmmmm
Şubat 20, 2007 6:40 pm
ya bune kardeşim ya hiçbişi anlamadım ben:S:S:S bunlar ne ya sanat akımı dedık ne çıktı ya bu arada bnde 7.sınıfım we yarna ödewımı wermem lazım arkıler yardım edın ya bıtırıyım şu ödewı offff:(:(
iğrençsiniz bu arada herkes kötü şeler yazmış ehehehe çok komıkler rezıl etmışız walla 
Şubat 20, 2007 6:49 pm
lan veletler saçma sapan mesaj yazıp durmayın siteyi sizin ödeviniz için açmadım siteye girenlerin sayısı 1.000.000=bir milyon a yaklaştı ben eş dost girsin diye açmıştım.beyenmiyorsanız girmeyin herhangi bi ücret te almıyorum bu siteden öylesine hobi olarak ilgileniyorum ayriyetten istesem yorumlarınıza onay vermem hiçbiri yayınlanmaz..
Şubat 21, 2007 12:22 pm
title
Şubat 21, 2007 12:41 pm
ne aradığımı acele bulamam lazım bi şey bulamıyorum dehşet verici
iğrenç
Şubat 21, 2007 1:58 pm
kötüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüü
berbat bi yer
Şubat 21, 2007 2:01 pm
meriçicoksevı
Şubat 21, 2007 2:22 pm
çok alakasız ödevimi bulamıyorum site yüzünden 0 alacağım
Şubat 21, 2007 2:29 pm
ceiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii yani çok iğrenç demek…
Şubat 21, 2007 2:37 pm
ee benimyorumum ………………………..
Şubat 21, 2007 2:39 pm
yyaa bence hiçç fena bi site değil öle demeyinburnumu soklmak gibi olmasın ama neyse ben ödevime bakıyım bye
Şubat 21, 2007 4:36 pm
MERBA ben sanem
Şubat 21, 2007 4:39 pm
SELAM BEN yine yurtdısında yasayan gurbetciyim…
ben resimleri begendiom .turkıyenin varsa .lutfen koyun
bide berlinde yasayan;elizabeth,tom,jan,luten e selamlar
TURKEY SEVİYOM……….
Şubat 21, 2007 4:40 pm
SELAM BEN yine yurtdısında yasayan gurbetciyim…
ben resimleri begendiom .turkıyenin varsa .lutfen koyun
bide berlinde yasayan;elizabeth,tom,jan,luten e selamlar
Şubat 21, 2007 4:40 pm
SELAM BEN yine yurtdısında yasayan gurbetciyim…
ben resimleri begendiom .turkıyenin varsa .lutfen koyun
bide berlinde yasayan;elizabeth,tom,jan,luten e selamlar
Şubat 21, 2007 4:40 pm
SELAM BEN yine yurtdısında yasayan gurbetciyim…
ben resimleri begendiom .turkıyenin varsa .lutfen koyun
bide berlinde yasayan;elizabeth,tom,jan,luten e selamlar
Şubat 21, 2007 4:40 pm
SELAM BEN yine yurtdısında yasayan gurbetciyim…
ben resimleri begendiom .turkıyenin varsa .lutfen koyun
bide berlinde yasayan;elizabeth,tom,jan,luten e selamlar
Şubat 21, 2007 5:04 pm
istediğimiz ödevleri bu sitede neden bulamıyoruz.Ne olur öğrencilere daha çok yardımcı olursanızzzz sevinirizzzzzzzzzzzz………
Şubat 21, 2007 5:04 pm
istediğimiz ödevleri bu sitede neden bulamıyoruz.Ne olur öğrencilere daha çok yardımcı olursanızzzz sevinirizzzzzzzzzzzz………
Şubat 21, 2007 5:05 pm
istediğimiz ödevleri bu sitede neden bulamıyoruz.Ne olur öğrencilere daha çok yardımcı olursanızzzz sevinirizzzzzzzzzzzz………
Şubat 21, 2007 5:05 pm
istediğimiz ödevleri bu sitede neden bulamıyoruz.Ne olur öğrencilere daha çok yardımcı OLUN
Şubat 21, 2007 5:10 pm
slm dostlar size bişey sorcam banada resimci sanatçı üslupları ile sanat akımlarını verdi bulamıyorum site hakkındaki yorumum yok çünkü yapılacak bi yorum çok burda bulunan veriler hiç bir işe yaramıyor eğer biri bulursa sitenin adını yazsın herkese by
Şubat 21, 2007 5:14 pm
ya kardeşim alo siteyi kuran sana söylüyom madem bi işe yaramıyo o zaman niye açtın dostum fazlasert konuşuyosun hadi bu yorum sana eyvallah
Şubat 21, 2007 5:26 pm
meraba arkadaşlar site güzel ama sanat akımlarını göstermiyor gıcık oldum ya neyse yazan lale öööööööö
Şubat 21, 2007 7:00 pm
bana göre iğrenç berbat iremçin ötesi neden diye sorsanız ayrıntılıanllatın bize ve geriside yok bi burda yorummu okuyaz işimze yarayan siteyimi…………….
Şubat 21, 2007 7:59 pm
bi kez daha söylüyorum siz ödevinizi yapın diye açmadım siteyi kendi egomu tatmin ettim.işinize gelmiyorsa girmeyin salak salak mesaj yazmayın yoksa çok sert cevaplar vericem.beğenmiyorsanız girmeyin malzeme bu..
Şubat 22, 2007 4:51 pm
istediğim ödevleri bulamıyorum lüften yardımcı olun
Şubat 23, 2007 12:35 pm
iğrenç bir site
Şubat 23, 2007 2:44 pm
çok güzel olmuş teşekür bederim
Şubat 23, 2007 4:55 pm
Bu akımlardan birisinde yapılan kolay çizilebilen bir resim lazım ?
Şubat 24, 2007 11:25 am
site hakkında bişe sölemicem ama sanat akımları ödevini bulan allah aşkına site adresini versin kafayı yicem yaaaaa
Şubat 24, 2007 11:38 am
ya bende 7 ye gidiyorum sanatçı üslupları ve sanat akımını arıyorum bulan var mı bişey anlamadım
Şubat 25, 2007 11:00 am
ewet bende 7 gidiyorum cumadan beri sanat akımlarını arıyorum bulan ne olur adresini versiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiinnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn
Şubat 25, 2007 11:52 am
hiçbir yerde tam verilmiyor ben sanat akımını istemiştim.
Şubat 25, 2007 2:34 pm
BANA GÖRE SÜPER Bİ SİTE ARADIĞIM ÖDEVİ KOLAYLIKLA BULDUM.BÖYLE Bİ SİTE KURDUKLARİ İÇİNDE HERKESE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM…SSSSSSSSSSSSSSSSÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPPEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEERRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR….
DERECEDE MANYAK OLMUŞ…
Şubat 25, 2007 3:10 pm
bence çok hoş bilgiler verilmiş.Diğer arkadaşlara katılmıyorum.Bu siteyi yayınlayan ve hazırlayanlara çok teşekkür ediyorum.
Şubat 25, 2007 6:21 pm
birçok internet adresine girdim fakat istediğim konuyu bulamadım.inşallah burada bulurum
Şubat 25, 2007 9:17 pm
iyyyyyyyyy irenç olmuş ben böyle berbat birşey görmedim
Şubat 25, 2007 11:24 pm
arkadaşlar size katılıyorum aslında öğretmen ler böyle dandik bir şey vermeseler biz aramak zorunda kalmayız deyilmi ama
Şubat 26, 2007 12:24 pm
çook sevdim güzeldi
Şubat 26, 2007 3:29 pm
yaaaaaaaaa ödevi ariyorum ama bulamadim bence daha iyi hazirlayin siteyi aradigimi bulamiyorum cok SIKICI bir durummmm uuuuuuuufffffffffffff tek kelime kötü
Şubat 26, 2007 3:49 pm
Ya bize de resim hocası sanat akımları ve sanatçı uslupları die ödv verdi,karşıma çıkana bak!!!!!!!!!!!!!!Bir de sinirli kadın(bu resimcilerin doğasında var galiba)yandım ben.7.sınıftayım.offfofofff
Şubat 26, 2007 6:15 pm
ya sanat akımları nedir bilen varsa nolur bana iletsin.aradığımın bu olmadığına eminim.bu ne yaaaa :(:(
Şubat 26, 2007 6:41 pm
http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%B6rsel_sanat_ak%C4%B1mlar%C4%B1
Şubat 26, 2007 7:22 pm
gerçekten arkadaşlar bu ödev beni çok yordu lanet olsun böyle derse bunun başka bir çözüm yoluyokmu yardımlarınızı bekliyorum herkese derslerinde başarılar
Şubat 27, 2007 3:47 pm
hiç beğenmedim iğrenç bir site olmuş böyle siteler olucaksa hiç olmasın diyecektim ama demiyorum aksie çok harika olmuş istediğim şeyi rahatlıkla buldum
Şubat 27, 2007 4:34 pm
sitede ben de aradıımı bulamadım … gsl bi siteye benzemio
bu arada berkan seni seviyorummmmmmm……………………..
Şubat 27, 2007 5:29 pm
bunlar gerçekten sanat akımlarımı yaa..ben süryanizm ve kübizm 2sini biliodum ama onlar nerede yoklarr
Şubat 27, 2007 5:30 pm
ama sanat akımları içinde süryanizm ve kübizmde yokmuydu
Şubat 27, 2007 5:31 pm
yehhu
Şubat 27, 2007 7:01 pm
uff yaa ne kadar da sıkıcı bı ders yaa ınan bunu ararken kndımden sogudum yanı sorun o degıl aradıgımı da bulamıyorum acıkcası begenmıyorum sızın bu adresı ve arastırıp koydugunuz bılgılerı lutfen daha onemlı bılgıler koyun hacalar bunları ıstemıyor onlar zaten hıc bıseyı begenmezler ıgrenc bısey yaa
……….uffffffffffffff ufffffffff bunaldım artıkın
Şubat 28, 2007 9:22 am
siteniz çok güzel ama daha güzel şeyler olabilirdi.Ama inanın böylede çok güzel
Şubat 28, 2007 9:24 am
süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
Şubat 28, 2007 9:25 am
ooooooooooooooooooo süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
Şubat 28, 2007 10:00 am
iğrenç bir site
Şubat 28, 2007 10:10 am
Aferim adam olun gözel bir site
Şubat 28, 2007 10:12 am
Hepsi güzel resimler.
Şubat 28, 2007 10:13 am
güzel site
Şubat 28, 2007 10:13 am
güzellllllllllllll
Şubat 28, 2007 10:14 am
ekol niye çıkmamış
Şubat 28, 2007 10:23 am
yaa arkadaşlar ben resim akımları diyorum başkaşeyler çıkıyo karşıma. banim bildiğim böyle deil.sanat akımları; dadaizm, realizm… olması gerekiyo.
Şubat 28, 2007 10:25 am
başka site bilen varmııı?
ben tam olarak bunu istememiştim.
Şubat 28, 2007 10:26 am
vardı. sürrealizm kübizim dadaizm realizm…
Şubat 28, 2007 1:46 pm
yaa arkadaşlar ben bi site buldum muhteşem.bunda
aradığım herşeyi buluyorum ara yerine istediğimi
yazıyorum bir sürü yazı çıkarıyo.işte adres;
tr.wikipedia.org
Şubat 28, 2007 1:57 pm
bune böyle yyyyyaaaaaaaaaaaa ne ödevmiş arkadaş bulamadık bulsakta çok uğraşman lazım çok
Şubat 28, 2007 2:01 pm
Buyrun arkadaşlar kendi toparladığım bir döküman. Dilerim işinize yarar. Ekaraot istersen yazına ekleyebilirsin…
Realizm (Gerçekçilik)
Gerçekçilik (realizm), bir estetik ve edebi kavram olarak 19. yüzyıl ortalarında Fransa’da ortaya çıkmıştır. Nasıl ki romantizm klasizme bir başkaldırı niteliğinde ise gerçekçilik yani realizm, hem klasizme hem de romantizme bir başkaldırıdır. Amaç, sanatı klasik ve romantik akımların yapaylığından kurtarmak, çağdaş eserler üretmek ve konularını öncelikle yüksek sınıflar ve temalarla ilgili değil, toplumsal sınıflar ve temalar arasından seçmekti. Realizmin amacı, günlük yaşamın önyargısız, bilimsel bir tutumla incelenmesi ve edebi eserlerin bir bilim adamının klinik bulgularına benzer nesnel bir bakış açısıyla ortaya konmasıdır. Örneğin, realizmin iki güçlü temsilcisi Gustave Flaubert’in Madame Bovary adlı romanı ile Emile Zola’nın Nana adlı romanında cinsellik ve şiddet edebi bir mikroskop altında incelenerek olanca çıplaklığıyla ortaya konulmuştur. Realizm felsefesinin altında güçlü bir felsefi belirlenimcilik yatar. Fransız edebiyatında Flaubert ile Zola’nın yanısıra Honore de Balzac, Stendhal, Rusya’da Lev Tolstoy, İvan Sergeyeviç Turgenyev, Fyodor Dostoyevski, İngiltere’de Charles Dickens ve Anthony Trollope, Amerika’da Theodore Dreiser, İrlanda’da James Joyce realizmin önemli temsilcileridir. Realizm, 20. yüzyıl romanının gelişimini de önemli ölçüde etkilemiştir.
Empresyonizm (izlenimcilik)
Empresyonizm (izlenimcilik), 19. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkmış ve bütün sanat dallarını etkilemiştir bir akımdır. Özellikle doğadaki dış unsurların kişinin kendi içerisinde birtakım izlenim, duygusal iz bırakmasını savunan sanat ve edebiyat akımıdır. Bu akım içerisinde yer alan sanatçılar, doğayı, çevreyi olduğu gibi değil, dış unsurların görünüşünü değiştirmeden, kendi izlenimleri yardımıyla olmasını tasarladıkları bir biçimde yansıtmaya çalışmışlardır.
Resimde izlenimcilik, özellikle ışık ve renkten kaynaklanan görsel izlenimlerin tanımlanmasına adanmış olduğu söylenebilir. Bu akımı takip edenler tarafından, resmedilen nesne veya olaydan çok günün belirli bir zamanı, belirli bir ışıkta sanatçı üzerindeki izlenimlere önem verildi. Akımın öncüleri Claude Monet ve Camille Pissarro olarak kabul edilir. Onlara göre sanatçı doğrudan doğruya, gerçeği değil de gördüklerinin kendisinde uyandırdığı duygu ve düşünceleri esas almalıdır. Varlığın gerçekçiliği ve nesnelliği ikinci plana atılarak, kişisel yorum ön plana çıkarılmıştır. İzlenimcilikte, yorumlar ve izlenimler, sanatçıdan sanatçıya değişeceği ve her sanatçı, eserinde kendinde oluşan duyguyu ve izlenimi anlatacağı için, meydana getirilen edebî eser, yazarın veya şairin kişiliğine dair izler taşıyacaktır.
Post Empresyonizm (Ard izlenimcilik)
Ard İzlenimcilik, (Post empresyonizm), empresyonizm’e atıfta bulunan bir resim akımıdır.
Fransa’da, İzlenimciliğin kurallarına tepki olarak 19. yüzyılın sonlarına doğru doğdu. Ard İzlenimciliğin temsilcileri olan sanatçılar, sanat yaşamlarına izlenimcilikle başlamışlardır. Ancak bu izlenimcilik akımının kimi sınırlamalarını aşmak ve resimlerine kendi kişiselliklerini katmak istiyorlardı.
Zamanla kişisel anlatım resimlerine yansıdı. İzlenimciliğin canlı ve parlak renkleri yanında, gelenekselin dışına çıkan konu anlayışı da bu sanatçıları etkilemeyi sürdürdü.
Ard İzlenimcilik daha sonra yerini Fovizm ve Kübizm’e bırakarak bu yeni akımlara da öncülük etmiştir.
Fovizm
Fovizm (Fauvism) 1898-1908 yılları arasında Henri Matisse tarafından Fransa’da geliştirilen bir sanat akımıdır. En önemli özelliği, tüpten çıkmış gibi çiğ .şöölmç çömçömlö. mnlm gelenler daha önce hiç karşılaşmadıkları bir anlatımla karşılaşmışlardır. Tuval üzerine sürülmüş dogrudan renkler, bozuk perspektif gelenleri şaşırtmıştır. Sergide bulunan bir eleştirmen bu gruba fauve (vahşi hayvan) adını takmıştır. Akım adını buradan alır.
Ekspresyonizm (Dışavurumculuk)
Dışavurumculuk (Ekspresyonizm), doğanın olduğu gibi temsili yerine duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyıl Avrupa sanat akımıdır. Bozulmuş çizgi ve şekiller, abartı renkleri ile duygusal bir iz bırakmayı hedefler. Vincent van Gogh bu hareketin öncüsü kabul edilir.
Ekspresyonist bir sanat eserini yorumlarken çizgilerin, renklerin kullanımına dikkat edilmelidir. Sivri keskin çizgiler, kırmızı ve tonları öfkeyi ön plana çıkarırken, dairesel oluşumlar, mavi ve tonları daha çok sakinliği vurgular.
Fütürizm
1910 yılından itibaren İtalyan ressamları, Carlo Carrà, Boccioni, Luigi Russolo ve sonra da Giacomo Balla, Gino Severini, Milano’da Marinetti ile buluşarak, XVIII. yüzyıldan o güne kadara durgunluk içinde bulunan İtalyan sanatının durumunu inceledikten sonra onu daha dinamik bir akım yoluyla canlandırmak ve bu suretle batı dünyası içinde kaybetmiş olduğu sanat ve fikir itibarını çağdaş espriye ulaştırmak suretiyle yeniden kazandırmak yolundaki düşüncelerini “Fütürist ressamlar” bildirisiyle genç sanatçılara duyurmayı kararlaştırmışlardır (1910) Fütürist Akım, İtalya’da gürültülü gösterişlere yol açarken fütürist bir sergi de Bernheim - Juenes galerisinde (Paris) açılmıştır(1912). Fütüristler çok statik buldukları kübizme karşı kendi adı altında ebedileşen dinamik duyguyu yeniden araştırmışlardır. Fransız şair ve tenkitçisi Apollinaire, kısa bir zaman fütüristlerle birleşmiş ve bütün ileri akımların bu ad altında birleştirilmesini teklif etmişse de, Marinetti tarafından reddedilmiştir.
Fütürizmin doğuşu, kübizmin yayılmaya başladığı yıllara rastlar. Fütüristler, kübistlerin araştırmalarından faydalanmakla birlikte, resim alanında yeni buluşlara gitmişler ve dikkate değer eserler arasında o zaman başlıca fütürist ressamlar tarafından yapılmış eşzamanlık anlayışı içinde kübist tarza giden kompozisyonlar yer almıştır. Boccioni’nin “Elastiklik”, Severini’nin “Uzayda Küre Şeklinde Genişleme” tabloları bunlar arasındadır. Dünden esaslı surette ayrılmış, bugünü geçerek geleceği, onun dinamik varlığına ulaşmayı amaç edinmiş olan Fütürizm, plastik durgunluktan (statik teknik) bir başka duruma geçişi (dinamik teknik) sembolleştirmiştir. Çoğunlukla hareketli konular seçilmiş, dansözler, karnaval sahneleri, fabrika, motor, son hızla giden otomobil, uçak, mekanik araçlar gibi boşluk içinde yer değiştiren, değişen temalar üstün tutulmuştur. 1914 - 1918 Dünya Harbi ile Fütürizm hızını kaybetmiş, fakat Marinetti prensiplerinden geri dönmemiştir.
Kübizm
Kübizm, 20. yüzyıl başındaki temsile dayalı sanat anlayışından saparak devrim yapan Fransız sanat akımıdır. Pablo Picasso ve Georges Braque, nesne yüzeylerinin ardına bakarak konuyu aynı anda değişik açılardan sunabilecek geometrik şekilleri vurgulamışlardır.
Kübizm adı, Georges Braque’ın bir tablosunu gören Matisse’in bu tablo için «küçük küpler» sözünü kullanmasıyla ortaya çıkmıştır. Bir yanılgı sonucu yeni resme uygulanan bu deyim, Picasso ve Georges Braque’ın o tarihlerde birbirine pek benzeyen ilk kübist eserleri konusunda bir fikir verebilir. Her ikisi de hacimlerin iç içe geçtiği portreler, manzaralar, natürmortlar çizmekteydi. Onlar iki boyutlu (en ve boy) olan tuvalin yüzüne doğada üç boyutlu (en, boy, derinlik) olan nesneleri çizebilmenin çarelerini araştırıyorlardı. Bu, yeni bir sorun değildi; bütün resim sanatının sorunuydu; ama o zamana kadar, derinlik izlenimi perspektif aracılığıyla verilebiliyordu. Picasso ile Braque, her şeyden önce bir tablonun ne olduğunu unutturan bu çözüm yolunu bir yana bıraktılar: tablo, aslında dümdüz bir yüzeydir. Braque ile Picasso, biçimleri tuvalin üzerine kademeli sıralayarak üst üste yerleştirdiler. Zaten onların niyeti, gerçeği gördüğümüz gibi değil, olduğu gibi göstermekti: yerimizi değiştirmeden bir nesneye baktığımız zaman onun sadece bir kısmını, bir köşesini veya bir yüzünü görürüz. Kübistler ise nesneleri, sanki çevresinde dolaşıyorlarmış gibi, birkaç bakış açısından, cepheden, yandan, üstten, alttan bakarak aynı imge üzerinde göstereceklerdir. Aynı şekilde, bir yüzü hem yandan, hem de iki gözü görülecek biçimde (karmaşık görüntü) vereceklerdir. 1911′e doğru Braque ve Picasso için, nesneleri kat kat açıp saydam küçük yüzeylere bölmek, kenar çizgilerini kırmak, gerçek bir oyun haline geldi; o kadar ki, neyin resmini yaptıklarını anlamak giderek zorlaştı. İki ressam o sıralarda Avrupa’nın başka merkezlerinde doğmakta olan soyut sanata çok yaklaşmış bulunuyordu.
Dadaizm
Dada, Dadaizm veya Dadacılık 1. Dünya Savaşı yıllarında başlamış kültürel ve sanatsal bir akımdır. Dada Dünya Savaşının barbarlığına, sanat alanındaki ve gündelik hayattaki entelektüel katılığa bir protesto olmuştur. Mantıksızlık ve varolan sanatsal düzenlerin reddedilmesi Dada’nın ana karakteridir. Jean Arp, Richard Hülsenbeck, Tristan Tzara, Marcel Janco ve Emmy Hennings’in aralarında bulunduğu bir grup genç sanatçı ve savaş karşıtı 1916 yılında Zürih’te Hugo Ball’in açtığı cafe’de toplandı. Bildirisi de burada açıklandı. Dada isminin nereden geldiği konusunda kesin bilgi olmamakla beraber Fransızca’da oyuncak tahta at anlamına gelen “Dada” bu kişilerin yarattığı edebi akımın ismi olarak seçildiği yönünde bir görüş vardır. Bu akım, dünyanın, insanların yıkılışından umutsuzluğa düşmüş, hiçbir şeyin sağlam ve sürekli olduğuna inanmayan bir felsefi yapıdan etkilenir. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen boğuntu ve dengesizliğin akımıdır. Dada’cı yazarlar, kamuoyunu şaşkınlığa düşürmek ve sarsmak istiyorlardı. Yapıtlarında alışılmış estetikçiliğe karşı çıkıyor, burjuva değerlerinin tiksinçliğini vurguluyorlardı. Toplumda yerleşmiş anlam ve düzen kavramlarına karşı çıkarak dil ve biçimde yeni deneylere giriştiler. Çıkardıkları çok sayıda derginin içinde en önemlisi 1919-1924 arasında yayınlanan ve Andre Breton, Louis Aragon, Philippe Soupauld, Paul Eluard ile Georges Ribemont-Dessaignes’in yazılarının yer aldığı Litterature’dü. Dadacılık 1922 sonrasında etkinliğini yitirmeye başladı. Dadacılar gerçeküstücülüğe (sürrealizm) yöneldi.
Sürrealizm (Gerçeküstücülük)
Avrupa’da birinci ve ikinci dünya savaşları arasında gelişmiştir. Temelini, akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadaistlerin eserlerinden alır. 1924’te “Manifeste du Surrealisme”i (Gerçeküstülük Bildirgesi) hazırlayan şair Andre Breton’a göre gerçeküstücülük, bilinç ile bilinç dışını birleştiren bir yoldur. Ve bu bütünleşme içinde hayali dünya ile gerçek yaşam “mutlak gerçek” yada “gerçeküstü” anlamda iç içe geçiyordu. Sigmund Freud’un kuramlarından etkilenen Breton için, bilinçdışılık düş gücünün temel kaynağı, deha ise bu bilinçdışı dünyasına girebilme yeteneği idi. Breton’un yanısıra Louis Aragon, Benjamen Peret, otomatik yazı yöntemleri üzerinde deneyler yaptılar. Kendi söylemleriyle, “gerçeküstü dünyanın düşsel imgelerini geliştirmeye”